Nuray Yurt kule vinç operatörü oldu
Nuray Yurt, emekli olduktan sonra İzmir'e taşınarak kule vinç operatörü oldu. 2015 yılında bu mesleğe başlayan Yurt, 22-23 katlı binaların yüksekliğinde çalışıyor.
Şantiyelerin metrelerce yukarısında, rüzgârın uğultusu ve demir yığınlarının arasında, ezberleri bozan bir kadının hikâyesi bu. Erkek egemen bir sektörün en zirve noktasında, kule vincin kabininde kendine sarsılmaz bir yer açan Nuray Yurt, sadece tonlarca ağırlıktaki yükleri değil, toplumsal önyargıları da gökyüzüne kaldırıyor.
2014 yılında emekli olduktan sonra evinde oturmak yerine hayatına yepyeni bir rota çizen Yurt, radikal bir kararla İzmir'e taşınarak 22-23 katlı binaların yüksekliğinde, rüzgârla ve zamana karşı yarışarak mesleğini icra ediyor. İzmir depremini bile gökyüzünde, vincin kabininde karşılayan, cesareti ve işine olan aşkıyla şantiyedeki herkesin 'Nuray Ablası' olmayı başaran bu güçlü kadının, ilham veren dönüşüm hikâyesi ve gökyüzündeki mesaisiyle baş başa bırakıyoruz sizleri.
'2015'TE BAŞLADIM' Kule vinç operatörü olmaya nasıl karar verdiniz? Tokat'ta yaşıyordum.
2014 yılında emekli oldum. Yaklaşık 17 yıl özel bir öğrenci yurdunda müdürlük yaptım.
Emekliliğimi evde geçirmeyi düşünüyordum ancak komşum benim aktif yapımı bildiği için birlikte iş makineleri alım-satımı ve kiralama işi yapmayı teklif etti. Bunun üzerine radikal bir karar alarak İzmir'e taşındım.
Bu işi yapacaksam tüm inceliklerini öğrenmem gerektiğine inanıyordum. Kule vinç, forklift ve mobil vinç operatörlük belgelerimi aldım.
Araştırdım, çalıştım ve kendimi geliştirdim. Benim amacım hiçbir zaman başkalarıyla yarışmak olmadı.
Her zaman 'Bugün dünden daha iyi miyim?' sorusunu kendime sordum. Daha sonra ortaklık sona erdi.
Ben de kendi ayaklarım üzerinde durarak kule vinç operatörlüğü yapmaya karar verdim. 2015 yılından bu yana bu mesleği sürdürüyorum.
Mesleğe başladığınızda nasıl tepkiler aldınız? Olumsuz tepkiler aldığımı söyleyemem ama 'Bir kadın olarak bu işi nasıl yapacaksın?', 'O yüksekliklerde çalışılır mı?' gibi sorularla karşılaştım.
Fakat ben insanların olumlu ya da olumsuz yorumlarından çok hedefime odaklanan biriyim. Kendime inandım ve yoluma devam ettim.
İlk kez kule vincin kabinine çıktığınız günü hatırlıyor musunuz? Çok iyi hatırlıyorum.
İlk adımı attığımda dizlerimin titrediğini anımsıyorum. Yükseklik korkum yoktu ama farklı bir heyecandı.
Birkaç dakika sonra kendi kendime 'Nuray, başaracaksın' dedim. O gün bu mesleğe âşık oldum diyebilirim.
Erkeklerin yoğun olduğu bir sektörde çalışmak zor mu? Ben büyük bir zorluk yaşamadım.
Bu biraz kişinin duruşuyla ilgili. İnsanlar sizi ilk gördüğünde 'Acaba yapabilir mi?' diye düşünüyor.
Ancak işinizi iyi yaptığınızda bakış açıları değişiyor. İlk gittiğim şantiyelerden birinde çalışanlar bana şaşkınlıkla bakmıştı.
İşimi yaptıktan sonra ertesi gün gelip 'Abla kahvaltı yaptın mı?' diye soruyorlardı. Saygı, işinizi iyi yaptığınız zaman kendiliğinden geliyor.
Şantiyelerde çalışan kadınlara karşı önyargı var mı? Eskisi kadar olduğunu düşünmüyorum.
Geçmişte 'Kadın yapamaz' düşüncesi daha yaygındı. Ben de zaman zaman bununla karşılaştım.
Ancak yaptığım işle ve performansımla bu önyargıların üstesinden geldim. 'ÇOK KEYİFLİ GEÇİYOR' Bu mesleği yapmak isteyen kadınlara ne tavsiye edersiniz?
Öncelikle mesleklerini çok iyi öğrenmeleri gerekiyor. Bu iş gelişigüzel yapılacak bir meslek değil.
Matematik ve fizik bilgisi önemli. Çünkü kaldırdığınız her yükte fizik kuralları devreye giriyor.
Ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı bilmeniz gerekiyor. Kadınların da kendilerini geliştirdikleri sürece bu mesleği çok başarılı şekilde yapabileceklerine inanıyorum.
Bir iş gününüz nasıl geçiyor? Sabah şantiyeye geldiğimde ilk işim ekip arkadaşlarıma 'Günaydın arkadaşlar, yeni güne selam olsun' demektir.
Sonra iş güvenliği tedbirlerini alarak kabine çıkarım. Kabinin içinde bütün günümü geçiriyorum.
Orası benim ikinci evim gibi. Sevinci, üzüntüyü, heyecanı, mutluluğu orada yaşıyorum.
Gün boyunca verilen talimatlar doğrultusunda yük transferlerini gerçekleştiriyoruz. Mesai sonunda ekip arkadaşlarım 'Abla eline sağlık' der.
Ben de esprili bir şekilde 'Yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürler' diyerek günü tamamlarım. Gün içinde ortalama kaç metre yükseklikte çalışıyorsunuz?
Projeye göre değişiyor. 40 metre, 50 metre, 60 metre yükseklikte çalıştığımız oluyor.
Ben bugüne kadar en yüksek 85 metrede çalıştım. Bu yaklaşık 22-23 katlı bir binanın yüksekliğine denk geliyor.
Yukarıda saatler geçirmek sizi etkiliyor mu? Beni çok etkilemiyor.
İş yoğun olduğu zaman zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Yoğun olmayan zamanlarda çayımızı kahvemizi yapıyor, telsizden gelecek komutları bekliyoruz.
Arkadaşlarımızla şakalaşıyoruz. Kendi adıma oldukça keyifli geçiyor.
Kuvvetli rüzgâr, yağmur ve sıcak hava çalışma şartlarını nasıl etkiliyor? Hava şartları bizim işimizde çok önemli.
Rüzgâr belirli seviyelerin üzerine çıktığında çalışmayı durduruyoruz. Her kule vinçte rüzgâr hızını ölçen cihazlar bulunuyor.
Yağmurlu havalarda da güvenlik kurallarına göre hareket ediyoruz. Sıcak havalarda ise kabinde klima varsa sorun olmuyor.
Yoksa kapı ve pencereleri açarak serinlemeye çalışıyoruz. Unutamadığınız ya da sizi korkutan bir olay yaşadınız mı?
Bayraklı Depremi sırasında kule vincin üzerindeydim. Vinç inanılmaz şekilde sallanıyordu.
Aşağıdaki arkadaşlar telsizden sürekli 'Abla aşağı in' diye sesleniyordu. Çok farklı bir duyguydu.
O an kendi kendime 'Olursa oldu, kalırsam kaldım' dediğimi hatırlıyorum. Bir başka olayda ise kaldırdığımız bir yükte ciddi risk yaşadık.
Yükün dengesinin bozulması nedeniyle vinçte zor anlar yaşadık. O gün sadece ben değil, sahadaki herkes korktu.
Neyse ki herhangi bir kaza yaşanmadan atlattık. 'OLAĞANÜSTÜ BİR DUYGU' Bugüne kadar görev aldığınız projeler arasında sizi en çok etkileyenler hangileri oldu?
Açıkçası projeler arasında ayrım yapmak istemiyorum. Her projede emek var.
Küçük ya da büyük fark etmiyor. Bir yapının tamamlandığını görmek ve yıllar sonra önünden geçerken 'Burada benim de emeğim var' diyebilmek çok güzel bir duygu.
İzmir'in siluetine katkı sağlayan yapılarda emeğinizin olması size ne hissettiriyor? Gerçekten olağanüstü bir duygu.
O binaların önünden geçerken sadece yapıyı görmüyorum. Orada geçirdiğim günleri, ekip arkadaşlarımı, yaşadığımız anıları hatırlıyorum.
Bazen dönüp binaya tekrar bakıyorum ve kendi kendime 'Burada benim de emeğim var' diyorum. Bu gerçekten tarif edilmesi zor bir mutluluk.
Kadınların her işi yapabileceğini düşünüyor musunuz? Fiziksel gücün çok ön planda olmadığı her işte kadınların başarılı olabileceğini düşünüyorum.
Kadın ve erkek farklı özelliklere sahip ama birbirlerini tamamlıyorlar. Ben insanların birbirlerinin eksiklerini tamamlayarak yaşaması gerektiğine inanıyorum.
Şantiyelerin metrelerce yukarısında, rüzgârın uğultusu ve demir yığınlarının arasında, ezberleri bozan bir kadının hikâyesi bu. Erkek egemen bir sektörün en zirve noktasında, kule vincin kabininde kendine sarsılmaz bir yer açan Nuray Yurt, sadece tonlarca ağırlıktaki yükleri değil, toplumsal önyargıları da gökyüzüne kaldırıyor.
2014 yılında emekli olduktan sonra evinde oturmak yerine hayatına yepyeni bir rota çizen Yurt, radikal bir kararla İzmir'e taşınarak 22-23 katlı binaların yüksekliğinde, rüzgârla ve zamana karşı yarışarak mesleğini icra ediyor. İzmir depremini bile gökyüzünde, vincin kabininde karşılayan, cesareti ve işine olan aşkıyla şantiyedeki herkesin 'Nuray Ablası' olmayı başaran bu güçlü kadının, ilham veren dönüşüm hikâyesi ve gökyüzündeki mesaisiyle baş başa bırakıyoruz sizleri.
'2015'TE BAŞLADIM' Kule vinç operatörü olmaya nasıl karar verdiniz? Tokat'ta yaşıyordum.
2014 yılında emekli oldum. Yaklaşık 17 yıl özel bir öğrenci yurdunda müdürlük yaptım.
Emekliliğimi evde geçirmeyi düşünüyordum ancak komşum benim aktif yapımı bildiği için birlikte iş makineleri alım-satımı ve kiralama işi yapmayı teklif etti. Bunun üzerine radikal bir karar alarak İzmir'e taşındım.
Bu işi yapacaksam tüm inceliklerini öğrenmem gerektiğine inanıyordum. Kule vinç, forklift ve mobil vinç operatörlük belgelerimi aldım.
Araştırdım, çalıştım ve kendimi geliştirdim. Benim amacım hiçbir zaman başkalarıyla yarışmak olmadı.
Her zaman 'Bugün dünden daha iyi miyim?' sorusunu kendime sordum. Daha sonra ortaklık sona erdi.
Ben de kendi ayaklarım üzerinde durarak kule vinç operatörlüğü yapmaya karar verdim. 2015 yılından bu yana bu mesleği sürdürüyorum.
Mesleğe başladığınızda nasıl tepkiler aldınız? Olumsuz tepkiler aldığımı söyleyemem ama 'Bir kadın olarak bu işi nasıl yapacaksın?', 'O yüksekliklerde çalışılır mı?' gibi sorularla karşılaştım.
Fakat ben insanların olumlu ya da olumsuz yorumlarından çok hedefime odaklanan biriyim. Kendime inandım ve yoluma devam ettim.
İlk kez kule vincin kabinine çıktığınız günü hatırlıyor musunuz? Çok iyi hatırlıyorum.
İlk adımı attığımda dizlerimin titrediğini anımsıyorum. Yükseklik korkum yoktu ama farklı bir heyecandı.
Birkaç dakika sonra kendi kendime 'Nuray, başaracaksın' dedim. O gün bu mesleğe âşık oldum diyebilirim.
Erkeklerin yoğun olduğu bir sektörde çalışmak zor mu? Ben büyük bir zorluk yaşamadım.
Bu biraz kişinin duruşuyla ilgili. İnsanlar sizi ilk gördüğünde 'Acaba yapabilir mi?' diye düşünüyor.
Ancak işinizi iyi yaptığınızda bakış açıları değişiyor. İlk gittiğim şantiyelerden birinde çalışanlar bana şaşkınlıkla bakmıştı.
İşimi yaptıktan sonra ertesi gün gelip 'Abla kahvaltı yaptın mı?' diye soruyorlardı. Saygı, işinizi iyi yaptığınız zaman kendiliğinden geliyor.
Şantiyelerde çalışan kadınlara karşı önyargı var mı? Eskisi kadar olduğunu düşünmüyorum.
Geçmişte 'Kadın yapamaz' düşüncesi daha yaygındı. Ben de zaman zaman bununla karşılaştım.
Ancak yaptığım işle ve performansımla bu önyargıların üstesinden geldim. 'ÇOK KEYİFLİ GEÇİYOR' Bu mesleği yapmak isteyen kadınlara ne tavsiye edersiniz?
Öncelikle mesleklerini çok iyi öğrenmeleri gerekiyor. Bu iş gelişigüzel yapılacak bir meslek değil.
Matematik ve fizik bilgisi önemli. Çünkü kaldırdığınız her yükte fizik kuralları devreye giriyor.
Ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı bilmeniz gerekiyor. Kadınların da kendilerini geliştirdikleri sürece bu mesleği çok başarılı şekilde yapabileceklerine inanıyorum.
Bir iş gününüz nasıl geçiyor? Sabah şantiyeye geldiğimde ilk işim ekip arkadaşlarıma 'Günaydın arkadaşlar, yeni güne selam olsun' demektir.
Sonra iş güvenliği tedbirlerini alarak kabine çıkarım. Kabinin içinde bütün günümü geçiriyorum.
Orası benim ikinci evim gibi. Sevinci, üzüntüyü, heyecanı, mutluluğu orada yaşıyorum.
Gün boyunca verilen talimatlar doğrultusunda yük transferlerini gerçekleştiriyoruz. Mesai sonunda ekip arkadaşlarım 'Abla eline sağlık' der.
Ben de esprili bir şekilde 'Yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürler' diyerek günü tamamlarım. Gün içinde ortalama kaç metre yükseklikte çalışıyorsunuz?
Projeye göre değişiyor. 40 metre, 50 metre, 60 metre yükseklikte çalıştığımız oluyor.
Ben bugüne kadar en yüksek 85 metrede çalıştım. Bu yaklaşık 22-23 katlı bir binanın yüksekliğine denk geliyor.
Yukarıda saatler geçirmek sizi etkiliyor mu? Beni çok etkilemiyor.
İş yoğun olduğu zaman zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Yoğun olmayan zamanlarda çayımızı kahvemizi yapıyor, telsizden gelecek komutları bekliyoruz.
Arkadaşlarımızla şakalaşıyoruz. Kendi adıma oldukça keyifli geçiyor.
Kuvvetli rüzgâr, yağmur ve sıcak hava çalışma şartlarını nasıl etkiliyor? Hava şartları bizim işimizde çok önemli.
Rüzgâr belirli seviyelerin üzerine çıktığında çalışmayı durduruyoruz. Her kule vinçte rüzgâr hızını ölçen cihazlar bulunuyor.
Yağmurlu havalarda da güvenlik kurallarına göre hareket ediyoruz. Sıcak havalarda ise kabinde klima varsa sorun olmuyor.
Yoksa kapı ve pencereleri açarak serinlemeye çalışıyoruz. Unutamadığınız ya da sizi korkutan bir olay yaşadınız mı?
Bayraklı Depremi sırasında kule vincin üzerindeydim. Vinç inanılmaz şekilde sallanıyordu.
Aşağıdaki arkadaşlar telsizden sürekli 'Abla aşağı in' diye sesleniyordu. Çok farklı bir duyguydu.
O an kendi kendime 'Olursa oldu, kalırsam kaldım' dediğimi hatırlıyorum. Bir başka olayda ise kaldırdığımız bir yükte ciddi risk yaşadık.
Yükün dengesinin bozulması nedeniyle vinçte zor anlar yaşadık. O gün sadece ben değil, sahadaki herkes korktu.
Neyse ki herhangi bir kaza yaşanmadan atlattık. 'OLAĞANÜSTÜ BİR DUYGU' Bugüne kadar görev aldığınız projeler arasında sizi en çok etkileyenler hangileri oldu?
Açıkçası projeler arasında ayrım yapmak istemiyorum. Her projede emek var.
Küçük ya da büyük fark etmiyor. Bir yapının tamamlandığını görmek ve yıllar sonra önünden geçerken 'Burada benim de emeğim var' diyebilmek çok güzel bir duygu.
İzmir'in siluetine katkı sağlayan yapılarda emeğinizin olması size ne hissettiriyor? Gerçekten olağanüstü bir duygu.
O binaların önünden geçerken sadece yapıyı görmüyorum. Orada geçirdiğim günleri, ekip arkadaşlarımı, yaşadığımız anıları hatırlıyorum.
Bazen dönüp binaya tekrar bakıyorum ve kendi kendime 'Burada benim de emeğim var' diyorum. Bu gerçekten tarif edilmesi zor bir mutluluk.
Kadınların her işi yapabileceğini düşünüyor musunuz? Fiziksel gücün çok ön planda olmadığı her işte kadınların başarılı olabileceğini düşünüyorum.
Kadın ve erkek farklı özelliklere sahip ama birbirlerini tamamlıyorlar. Ben insanların birbirlerinin eksiklerini tamamlayarak yaşaması gerektiğine inanıyorum.
Kaynak : https://www.yeniasir.com.tr