İzmir gevreği en lezzetli üçüncü simit seçildi
İzmir gevreği, Türkiye'nin tescilli yöresel simitlerinin 10 farklı kriterde değerlendirildiği araştırmada 89,5 puanla Türkiye'nin en lezzetli üçüncü simidi seçildi. İzmir gevreği, üretim tekniği ve dış gevreklik kategorilerinde 10 tam puan alarak 'en gevrek simit' unvanını kazandı.
Ancak araştırmanın asıl dikkat çeken yönü, lezzet sıralamasından ziyade yıllardır süregelen 'İzmir gevreği mi, simit mi?' tartışmasına adeta nokta koyması oldu. Gevreğin özellikle üretim tekniği ve dış gevreklik kategorilerinde 10 tam puan alarak 'en gevrek simit' unvanını kazanması, İzmir'de bu lezzete neden 'simit' değil de 'gevrek' dendiğinin gerekçesini de gözler önüne serdi.
ÇITIRLIĞIYLA TESCİLLİ İzmir gevreği, yapılan araştırmada elde ettiği derecelerle farklı kriterlerdeki üstünlüğünü kanıtladı. Üretim tekniği ve dış gevreklik alanlarında 10 tam puan alarak birinci sıraya yerleşen gevrek; aroma zenginliğinde 9 puan, doyuruculukta ise 8,5 puan elde ederek toplamda 89,5 genel puana ulaştı.
Bunun yanında ustalık hassasiyetinde en yüksek puan alan ürünler arasında gösterilerek 'En Gevrek' unvanını göğüsledi. SIRRI SICAK PEKMEZ İzmirlilerin gevrek kelimesindeki ısrarı sadece yöresel bir ağız tercihi değil, arkasında tamamen farklı bir pişirme tekniği barındıran bir gelenektir.
Standart simit üretiminde hamur halka şekline getirildikten sonra oda sıcaklığındaki soğuk pekmezli suya batırılıp susamlanır ve fırına verilir. İzmir gevreğinde ise durum oldukça farklıdır.
Bağlanan hamur halkaları, ocak üzerinde kaynayan 110-115C'deki üzüm pekmezi dolu kazanlara daldırılır. Bu kısa süreli ön pişirme (haşlama) işleminden sonra süzülen hamur, susamlanarak taş fırına sürülür.
İşte bu ön haşlama yöntemi, hamurun dış yüzeyinin tamamen çıtırlaşmasını ve o eşsiz gevreklik dokusunu kazanmasını sağlar. İzmir gevreğine ismini veren de doğrudan bu üretim yöntemidir.
NOHUT MAYASI BAŞROLDE İzmir gevreğinin kökleri Osmanlı dönemine ve İzmir'in çok kültürlü liman kenti yapısına kadar uzanır. Tarihsel süreçte geleneksel olarak nohut mayası ile hazırlanan ve özel ustalık gerektiren gevreğin hamurunda süt veya şeker kullanılmaz.
Tescilli yapısı ve coğrafi işaretiyle koruma altında olan İzmir gevreği, kent kültüründe basit bir sokak lezzetinden ziyade sabah ritüelinin başrolüdür. Gerçek İzmir gevreği; yüksek ısıda kavrulan susamları, yanında İzmir tulum peyniri ve sıcak boyoz eşliğinde tüketilmesiyle bilinir.
Araştırma sonuçlarının da teyit ettiği üzere; kendine özgü üretim yöntemi, ustalık hassasiyeti ve eşsiz kıvamıyla İzmir gevreği, sıradan bir simit genellemesinin ötesinde müstakil ve gurme bir lezzet olarak yerini korumaktadır. DEV İSTİHDAM KAPISI İzmir gevreği, yalnızca kültürel ve gastronomik bir simge olmakla kalmayıp İzmir'in yerel ekonomisinde ve sokak lezzetleri pazarında da önemli bir ticari hacim oluşturmaktadır.
Şehir genelindeki yüzlerce fırın, unlu mamul işletmesi ve binlerce sokak satıcısı (gevrekçi) aracılığıyla her gün yüz binlerce vatandaşa ulaşan gevrek, mikro düzeyde devasa bir istihdam kapısıdır. Sabaha karşı başlayan un, susam, pekmez tedariki ve taş fırın üretimi; lojistik, tarım ve gıda sektörlerini doğrudan besleyen dinamik bir tedarik zincirini harekete geçirir.
Tescilli yapısı ve coğrafi işaret koruması sayesinde ticari marka değerini artıran İzmir gevreği, kentin gastronomi turizmine de doğrudan katkı sağlar. Yerli ve yabancı turistlerin İzmir ziyaretlerindeki temel gastronomi duraklarından biri haline gelmesi, konaklama ve ağırlama sektörüne katma değer yaratır.
Şehrin kahvaltı kültürünü şekillendiren İzmir tulum peyniri ve boyoz gibi diğer yerel ürünlerin satışını da beraberinde sürükleyerek, bölgesel gıda ekonomisinde kaldıraç etkisi görür. AVRUPA VE AMERİKA'YA İHRAÇ Geleneksel ustalıkla taş fırınlarda pişen İzmir gevreği, son yıllarda geliştirilen ileri dondurma ve şoklama teknolojileri sayesinde yerel bir sokak lezzeti olmanın ötesine geçerek küresel bir gıda ürününe dönüşmektedir.
Yarı pişmiş veya dondurulmuş olarak paketlenen tescilli İzmir gevreği, besin değerini ve o eşsiz çıtırlığını kaybetmeden Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki market raflarına ve fırın ağlarına ihraç edilmektedir. Coğrafi işaret korumasına sahip olması, uluslararası pazarda ürüne yüksek katma değer ve güven kazandırırken, yurt dışındaki Türk diyasporası ve Türk mutfağına ilgi duyan yabancı tüketiciler için güçlü bir ihracat kalemi oluşturmaktadır.
Uluslararası gastronomi fuarlarında İzmir'in marka yüzlerinden biri olarak öne çıkarılan gevrek, hem kentin ihracat hacmini artırmakta hem de Türkiye'nin gastronomi diplomasisine küresel ölçekte katkı sağlamaktadır.
Ancak araştırmanın asıl dikkat çeken yönü, lezzet sıralamasından ziyade yıllardır süregelen 'İzmir gevreği mi, simit mi?' tartışmasına adeta nokta koyması oldu. Gevreğin özellikle üretim tekniği ve dış gevreklik kategorilerinde 10 tam puan alarak 'en gevrek simit' unvanını kazanması, İzmir'de bu lezzete neden 'simit' değil de 'gevrek' dendiğinin gerekçesini de gözler önüne serdi.
ÇITIRLIĞIYLA TESCİLLİ İzmir gevreği, yapılan araştırmada elde ettiği derecelerle farklı kriterlerdeki üstünlüğünü kanıtladı. Üretim tekniği ve dış gevreklik alanlarında 10 tam puan alarak birinci sıraya yerleşen gevrek; aroma zenginliğinde 9 puan, doyuruculukta ise 8,5 puan elde ederek toplamda 89,5 genel puana ulaştı.
Bunun yanında ustalık hassasiyetinde en yüksek puan alan ürünler arasında gösterilerek 'En Gevrek' unvanını göğüsledi. SIRRI SICAK PEKMEZ İzmirlilerin gevrek kelimesindeki ısrarı sadece yöresel bir ağız tercihi değil, arkasında tamamen farklı bir pişirme tekniği barındıran bir gelenektir.
Standart simit üretiminde hamur halka şekline getirildikten sonra oda sıcaklığındaki soğuk pekmezli suya batırılıp susamlanır ve fırına verilir. İzmir gevreğinde ise durum oldukça farklıdır.
Bağlanan hamur halkaları, ocak üzerinde kaynayan 110-115C'deki üzüm pekmezi dolu kazanlara daldırılır. Bu kısa süreli ön pişirme (haşlama) işleminden sonra süzülen hamur, susamlanarak taş fırına sürülür.
İşte bu ön haşlama yöntemi, hamurun dış yüzeyinin tamamen çıtırlaşmasını ve o eşsiz gevreklik dokusunu kazanmasını sağlar. İzmir gevreğine ismini veren de doğrudan bu üretim yöntemidir.
NOHUT MAYASI BAŞROLDE İzmir gevreğinin kökleri Osmanlı dönemine ve İzmir'in çok kültürlü liman kenti yapısına kadar uzanır. Tarihsel süreçte geleneksel olarak nohut mayası ile hazırlanan ve özel ustalık gerektiren gevreğin hamurunda süt veya şeker kullanılmaz.
Tescilli yapısı ve coğrafi işaretiyle koruma altında olan İzmir gevreği, kent kültüründe basit bir sokak lezzetinden ziyade sabah ritüelinin başrolüdür. Gerçek İzmir gevreği; yüksek ısıda kavrulan susamları, yanında İzmir tulum peyniri ve sıcak boyoz eşliğinde tüketilmesiyle bilinir.
Araştırma sonuçlarının da teyit ettiği üzere; kendine özgü üretim yöntemi, ustalık hassasiyeti ve eşsiz kıvamıyla İzmir gevreği, sıradan bir simit genellemesinin ötesinde müstakil ve gurme bir lezzet olarak yerini korumaktadır. DEV İSTİHDAM KAPISI İzmir gevreği, yalnızca kültürel ve gastronomik bir simge olmakla kalmayıp İzmir'in yerel ekonomisinde ve sokak lezzetleri pazarında da önemli bir ticari hacim oluşturmaktadır.
Şehir genelindeki yüzlerce fırın, unlu mamul işletmesi ve binlerce sokak satıcısı (gevrekçi) aracılığıyla her gün yüz binlerce vatandaşa ulaşan gevrek, mikro düzeyde devasa bir istihdam kapısıdır. Sabaha karşı başlayan un, susam, pekmez tedariki ve taş fırın üretimi; lojistik, tarım ve gıda sektörlerini doğrudan besleyen dinamik bir tedarik zincirini harekete geçirir.
Tescilli yapısı ve coğrafi işaret koruması sayesinde ticari marka değerini artıran İzmir gevreği, kentin gastronomi turizmine de doğrudan katkı sağlar. Yerli ve yabancı turistlerin İzmir ziyaretlerindeki temel gastronomi duraklarından biri haline gelmesi, konaklama ve ağırlama sektörüne katma değer yaratır.
Şehrin kahvaltı kültürünü şekillendiren İzmir tulum peyniri ve boyoz gibi diğer yerel ürünlerin satışını da beraberinde sürükleyerek, bölgesel gıda ekonomisinde kaldıraç etkisi görür. AVRUPA VE AMERİKA'YA İHRAÇ Geleneksel ustalıkla taş fırınlarda pişen İzmir gevreği, son yıllarda geliştirilen ileri dondurma ve şoklama teknolojileri sayesinde yerel bir sokak lezzeti olmanın ötesine geçerek küresel bir gıda ürününe dönüşmektedir.
Yarı pişmiş veya dondurulmuş olarak paketlenen tescilli İzmir gevreği, besin değerini ve o eşsiz çıtırlığını kaybetmeden Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki market raflarına ve fırın ağlarına ihraç edilmektedir. Coğrafi işaret korumasına sahip olması, uluslararası pazarda ürüne yüksek katma değer ve güven kazandırırken, yurt dışındaki Türk diyasporası ve Türk mutfağına ilgi duyan yabancı tüketiciler için güçlü bir ihracat kalemi oluşturmaktadır.
Uluslararası gastronomi fuarlarında İzmir'in marka yüzlerinden biri olarak öne çıkarılan gevrek, hem kentin ihracat hacmini artırmakta hem de Türkiye'nin gastronomi diplomasisine küresel ölçekte katkı sağlamaktadır.
Kaynak : https://www.yeniasir.com.tr