İzmir'de çekirdeğe neden 'çiğdem' denir?
İzmir'de yaşayanlar, çekirdeğe 'çiğdem' demelerinin arkasındaki gerçekle karşılaştı. İzmir'de çekirdek, tıpkı eskiden tüketilen çiğdem çiçeğinin toprak altındaki yumruları gibi kabuğu soyularak yeniliyor.
Son dakika İzmir haberleri Sadece bir ağız alışkanlığı sanıyorsanız yanılıyorsunuz! İzmir'de çekirdeğe neden 'çiğdem' dendiğinin arkasında, toprağın altından çıkan bambaşka bir sır yatıyor.
Duyanları hayrete düşüren o köklü hikayeyi adım adım derledik. Türkiye'nin neresine giderseniz gidin ona 'çekirdek' derler ama İzmir sınırlarına girdiğiniz an işler değişir.
İzmirli için o sadece bir çerez değil, 'çiğdem'dir! Peki, bu ısrarın arkasında ne yatıyor?
Hiç düşündünüz mü? Çoğu kişi 'çiğdem' kelimesinin sadece İzmir'e has bir inat olduğunu düşünür.
Oysa işin aslı, Anadolu'nun derinliklerinde yetişen sarı renkli, narin bir ilkbahar çiçeğine dayanıyor. Hikaye tam da burada başlıyor.
Anadolu'da çok eski zamanlardan beri çocuklar, kırlarda yetişen çiğdem çiçeklerinin toprak altındaki sulu ve tatlı yumrularını (soğanlarını) toprağı kazarak çıkarırdı. Peki bu yumrularla çekirdeğin ne ilgisi var?
EGE İNSANININ HAFIZASINDA YER EDİNDİ Topraktan çıkarılan bu çiğdem yumruları, tırnakla ya da küçük bir bıçakla kabuğundan soyularak taze taze ve çıtır çıtır yenirdi. Bu eylem, Ege insanının hafızasında çok önemli bir yer edindi.
Yıllar sonra ay çekirdeği Ege Bölgesi'nde yaygınlaşmaya başladığında, halk bu yeni çerezi tüketme şeklini geçmişteki o eski alışkanlığa benzetti. Tıpkı çiğdem yumrusu gibi, bu yeni çerez de kabuğu soyularak yeniyordu!
Kelimenin kökenine indiğimizde dil bilimciler de şaşırtıcı bir bağ buluyor. Eski Türkçe kaynaklarda çiğdem kelimesi, 'çiğ' (taze, pişmemiş) kökünden türemiştir.
Bu da taze taze çıtlatılan çerezin yapısıyla birebir örtüşüyor. İzmir, tarih boyunca liman kenti olmasının verdiği etkiyle dışarıya açık ama kendi yerel kültürünü koruma konusunda son derece hassas bir şehir olmuştur.
Çiğdem kelimesi de bu koruma kalkanının en tatlı meyvesidir. İZMİRLİLERE HAS!
Aslında bu durum sadece çiğdemle sınırlı değil. İzmirlilerin kendine has o meşhur dil sözlüğünde domatese 'domat', simite 'gevrek', çekirdeğe 'çiğdem' demek bir kent kimliği simgesidir.
Kordon boyunda çimlerin üzerine yayılıp, gün batımına karşı 'çiğdem çıtlatmak' İzmirli için sıradan bir eylem değil, adeta bir ritüeldir. Bu kelime, o sıcak sahil kültürünün adeta parolasırı haline gelmiştir.
Kısacası; çiğdem çiçeğinin yumrusunu soyup yeme alışkanlığı, İzmir'in sokaklarında çekirdeğin adı olarak ölümsüzleşti.
Son dakika İzmir haberleri Sadece bir ağız alışkanlığı sanıyorsanız yanılıyorsunuz! İzmir'de çekirdeğe neden 'çiğdem' dendiğinin arkasında, toprağın altından çıkan bambaşka bir sır yatıyor.
Duyanları hayrete düşüren o köklü hikayeyi adım adım derledik. Türkiye'nin neresine giderseniz gidin ona 'çekirdek' derler ama İzmir sınırlarına girdiğiniz an işler değişir.
İzmirli için o sadece bir çerez değil, 'çiğdem'dir! Peki, bu ısrarın arkasında ne yatıyor?
Hiç düşündünüz mü? Çoğu kişi 'çiğdem' kelimesinin sadece İzmir'e has bir inat olduğunu düşünür.
Oysa işin aslı, Anadolu'nun derinliklerinde yetişen sarı renkli, narin bir ilkbahar çiçeğine dayanıyor. Hikaye tam da burada başlıyor.
Anadolu'da çok eski zamanlardan beri çocuklar, kırlarda yetişen çiğdem çiçeklerinin toprak altındaki sulu ve tatlı yumrularını (soğanlarını) toprağı kazarak çıkarırdı. Peki bu yumrularla çekirdeğin ne ilgisi var?
EGE İNSANININ HAFIZASINDA YER EDİNDİ Topraktan çıkarılan bu çiğdem yumruları, tırnakla ya da küçük bir bıçakla kabuğundan soyularak taze taze ve çıtır çıtır yenirdi. Bu eylem, Ege insanının hafızasında çok önemli bir yer edindi.
Yıllar sonra ay çekirdeği Ege Bölgesi'nde yaygınlaşmaya başladığında, halk bu yeni çerezi tüketme şeklini geçmişteki o eski alışkanlığa benzetti. Tıpkı çiğdem yumrusu gibi, bu yeni çerez de kabuğu soyularak yeniyordu!
Kelimenin kökenine indiğimizde dil bilimciler de şaşırtıcı bir bağ buluyor. Eski Türkçe kaynaklarda çiğdem kelimesi, 'çiğ' (taze, pişmemiş) kökünden türemiştir.
Bu da taze taze çıtlatılan çerezin yapısıyla birebir örtüşüyor. İzmir, tarih boyunca liman kenti olmasının verdiği etkiyle dışarıya açık ama kendi yerel kültürünü koruma konusunda son derece hassas bir şehir olmuştur.
Çiğdem kelimesi de bu koruma kalkanının en tatlı meyvesidir. İZMİRLİLERE HAS!
Aslında bu durum sadece çiğdemle sınırlı değil. İzmirlilerin kendine has o meşhur dil sözlüğünde domatese 'domat', simite 'gevrek', çekirdeğe 'çiğdem' demek bir kent kimliği simgesidir.
Kordon boyunda çimlerin üzerine yayılıp, gün batımına karşı 'çiğdem çıtlatmak' İzmirli için sıradan bir eylem değil, adeta bir ritüeldir. Bu kelime, o sıcak sahil kültürünün adeta parolasırı haline gelmiştir.
Kısacası; çiğdem çiçeğinin yumrusunu soyup yeme alışkanlığı, İzmir'in sokaklarında çekirdeğin adı olarak ölümsüzleşti.
Kaynak : https://www.yeniasir.com.tr