Yaşar Üniversitesi öğrencileri, Karantina Adası'nda tarihi Tahaffuzhane binasını yeniden
canlandırdı. Tarihi Tahaffuzhane binası, öğrencilerin hazırladığı projelerle 2019 yılında 10 bin 000 ziyaretçi ağırladı.
Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri, tarihi Karantina Adası'nda yer alan Tahaffuzhane binasının belleğini günümüz ziyaretçilerine aktarmayı amaçlayan özgün projeler geliştirdi. Tarihi mekânın mimari kimliğini, geçmişte burada yaşanan insan hikâyelerini ve karantina deneyimini tasarım diliyle yorumlayan öğrenciler, hazırladıkları çalışmalarla adanın kültürel mirasına farklı bir bakış açısı kazandırdı.
TARİHİN İZİNDEN TASARIMA Ders kapsamında gerçekleştirilen proje çalışmaları, 'Kilidin Ötesinde: Geçiciliği Şekillendirmek, Yokluğu Somutlaştırmak' teması etrafında şekillendi. Öğrenciler, yalnızca tarihi yapıyı incelemekle kalmadı; Karantina Adası'nın Osmanlı döneminden bugüne uzanan işlevini, burada yaşanan bekleyişleri, ayrılıkları, umutları ve yeniden başlangıçları araştırarak ziyaretçilerin duygusal bağ kurabileceği mekânsal tasarımlar ortaya koydu.Projelerde izolasyon, geçiş, bekleyiş, belirsizlik, hafıza ve umut kavramları ön plana çıktı.
Öğrenciler hazırladıkları maketler, teknik çizimler, dijital sunumlar ve deneyim odaklı tasarım önerileriyle tarihi Tahaffuzhane binasının müze işlevini zenginleştirecek fikirler geliştirdi. Dönem sonunda düzenlenen proje sergisinde çalışmalar, mimar ve akademisyenlerden oluşan jüri tarafından değerlendirildi.
Proje yürütücüleri Sergio Taddonio ile Ebru Karabağ, öğrencilerin çalışmalarını doğrudan Karantina Adası'nda müze olarak kullanılan tarihi Tahaffuzhane binası üzerinden geliştirdiğini belirterek, tüm tasarımların tarihi yapının özgün dokusuna zarar vermeden uygulanabilecek nitelikte hazırlandığını ifade etti. Eda Tulunay ile Sude Naz Aydın'ın hazırladığı 'Gelgit Kaburgaları', ziyaretçileri geçmişte adaya gelen insanların karantina sürecini hissettiren simgesel bir geçiş rotasına davet ediyor.
Aynı ekibin tasarladığı 'Sonsuzluk Geçidi', adadan geçen binlerce insanın bıraktığı görünmez izleri mekânsal bir deneyime dönüştürürken, 'Hafıza Döngüsü' projesi karantina sürecini katmanlı ve sürekli yeniden üretilen bir hafıza mekânı olarak ele alıyor. Buse Gül ve Derin Demirel'in geliştirdiği 'İzolasyonun Parçaları' ise ışık, gölge, yansıma ve koku gibi duyusal ögelerden yararlanarak ziyaretçilere karantina döneminin psikolojik atmosferini hissettirmeyi hedefliyor.
'Aradaki Mekân', belirsizlik, bekleyiş ve dönüşüm kavramları üzerinden kurgulanan deneyimsel bir yolculuk sunarken, 'Geride Kalan İzler' projesi bavullar, kişisel eşyalar ve gündelik nesneler aracılığıyla Karantina Adası'ndan geçen insanların unutulmuş yaşam öykülerini gün yüzüne çıkarıyor. Hazırlanan projeler, tarihi yapıyı yalnızca korumayı değil, geçmişi ziyaretçilere farklı duyular aracılığıyla anlatmayı hedefliyor.
Genç tasarımcılar, mimarlık ve iç mimarlığın yalnızca mekân tasarlamakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda kültürel hafızayı geleceğe taşıyan güçlü bir anlatım aracı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışmalar, Karantina Adası'nın tarihini çağdaş tasarım yaklaşımlarıyla yorumlayarak ziyaretçilere etkileyici bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri, tarihi Karantina Adası'nda yer alan Tahaffuzhane binasının belleğini günümüz ziyaretçilerine aktarmayı amaçlayan özgün projeler geliştirdi. Tarihi mekânın mimari kimliğini, geçmişte burada yaşanan insan hikâyelerini ve karantina deneyimini tasarım diliyle yorumlayan öğrenciler, hazırladıkları çalışmalarla adanın kültürel mirasına farklı bir bakış açısı kazandırdı.
TARİHİN İZİNDEN TASARIMA Ders kapsamında gerçekleştirilen proje çalışmaları, 'Kilidin Ötesinde: Geçiciliği Şekillendirmek, Yokluğu Somutlaştırmak' teması etrafında şekillendi. Öğrenciler, yalnızca tarihi yapıyı incelemekle kalmadı; Karantina Adası'nın Osmanlı döneminden bugüne uzanan işlevini, burada yaşanan bekleyişleri, ayrılıkları, umutları ve yeniden başlangıçları araştırarak ziyaretçilerin duygusal bağ kurabileceği mekânsal tasarımlar ortaya koydu.Projelerde izolasyon, geçiş, bekleyiş, belirsizlik, hafıza ve umut kavramları ön plana çıktı.
Öğrenciler hazırladıkları maketler, teknik çizimler, dijital sunumlar ve deneyim odaklı tasarım önerileriyle tarihi Tahaffuzhane binasının müze işlevini zenginleştirecek fikirler geliştirdi. Dönem sonunda düzenlenen proje sergisinde çalışmalar, mimar ve akademisyenlerden oluşan jüri tarafından değerlendirildi.
Proje yürütücüleri Sergio Taddonio ile Ebru Karabağ, öğrencilerin çalışmalarını doğrudan Karantina Adası'nda müze olarak kullanılan tarihi Tahaffuzhane binası üzerinden geliştirdiğini belirterek, tüm tasarımların tarihi yapının özgün dokusuna zarar vermeden uygulanabilecek nitelikte hazırlandığını ifade etti. Eda Tulunay ile Sude Naz Aydın'ın hazırladığı 'Gelgit Kaburgaları', ziyaretçileri geçmişte adaya gelen insanların karantina sürecini hissettiren simgesel bir geçiş rotasına davet ediyor.
Aynı ekibin tasarladığı 'Sonsuzluk Geçidi', adadan geçen binlerce insanın bıraktığı görünmez izleri mekânsal bir deneyime dönüştürürken, 'Hafıza Döngüsü' projesi karantina sürecini katmanlı ve sürekli yeniden üretilen bir hafıza mekânı olarak ele alıyor. Buse Gül ve Derin Demirel'in geliştirdiği 'İzolasyonun Parçaları' ise ışık, gölge, yansıma ve koku gibi duyusal ögelerden yararlanarak ziyaretçilere karantina döneminin psikolojik atmosferini hissettirmeyi hedefliyor.
'Aradaki Mekân', belirsizlik, bekleyiş ve dönüşüm kavramları üzerinden kurgulanan deneyimsel bir yolculuk sunarken, 'Geride Kalan İzler' projesi bavullar, kişisel eşyalar ve gündelik nesneler aracılığıyla Karantina Adası'ndan geçen insanların unutulmuş yaşam öykülerini gün yüzüne çıkarıyor. Hazırlanan projeler, tarihi yapıyı yalnızca korumayı değil, geçmişi ziyaretçilere farklı duyular aracılığıyla anlatmayı hedefliyor.
Genç tasarımcılar, mimarlık ve iç mimarlığın yalnızca mekân tasarlamakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda kültürel hafızayı geleceğe taşıyan güçlü bir anlatım aracı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışmalar, Karantina Adası'nın tarihini çağdaş tasarım yaklaşımlarıyla yorumlayarak ziyaretçilere etkileyici bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
Kaynak : https://www.yeniasir.com.tr